Genel

Maratonun Ardından

Geçtiğimiz Pazar günü İstanbul’un en hareketli ve belki de en eğlenceli  günlerinden biriydi. Sebebi İstanbul’u İstanbul yapan şeylerden birinin gerçekleşmiş olmasıydı. 

 
Her yıl Kasım ayının ikinci haftası düzenlenen Vodafone İstanbul Maratonu, bu yıl 40. kez koşuldu. Üçüncü kez 10K kategorisinde koştuğum organizasyon artıları ve eksileri ile bitti. Bu yazımda İstanbul Maratonununda gördüğüm eksiklikleri, güzel yanları ve karşılaştığım olayları aktarmaya çalışacağım. 

Maraton mu o da ne?


Bilmediğinizi düşündüğümden değil konu hakkında bildiğiniz şeyleri artırmak için bu başlığı atıyorum. İlk olarak 1979 koşulmaya başlanan İstanbul Maratonu, iki kıta arasında gerçekleşen tek organizasyon olma özelliğine sahip. 10, 15 ve 42 kilometreden oluşan üç kategorideki koşucuların Boğaziçi Köprüsünden başlayarak Eminönü(10K), Yenikapı(15K) ve Sultanahmet Meydanı’nda(42K) sonlandırdığı bir organizasyon. Dolayısıyla 10K ya da 15K koştuğunuzda maraton koşmuş olmuyorsunuz. Tabi bir de Halk Koşu adı altında genelde instagram fanlarının köprüde selfie çekebilmek ya da “bakın işte spor yapıyorum” diyebilmek için yürüdüğü(evet yürüdüğü) bir kategori daha var. Bilmiyorum belki Halk Koşu’sunu çok fazla eleştirdim ama her yıl aynı olayları tecrübe ettiğimden bu yorumu yapmaktan kaçınamıyorum.  İstanbul Maratonu, son yıllarda Vodafone’un desteği ile ‘Vodafone İstanbul Maratonu’ olarak organizasyonu yapılıyor.  

Eksi- Zayıf Yönleri Neler?

Bu başlığı istesem sayfalarca yazarak doldurabilirim. Ancak en çok dikkatimi çekenleri ifade edeceğim. Öncelikle yarışın günler öncesinden başlayalım.


1. Maraton Fuarı- Yarış Kiti
Aylar öncesinden kayıt olduğunuz organizasyonun yarış kitlerini almanız için size sadece üç gün veriliyor. Ayrıca bunu yapmak için İstanbul- Yenikapı’ya gitmeniz gerekiyor. İl dışından hatta yurt dışından gelen insanlar için bu kısıtlayıcı süre olumsuz bir durum teşkil ediyor.  Ayrıca fuar dedikleri alana ulaşmak için gereksiz tehlikeli yollardan geçiyorsunuz. Bu iki olumsuz durumu önlemek amacıyla yarış çipleri isteyenlere kargo ile ulaştırılabilir ve fuara gidecek olanlara Yenikapı İstasyonundan servis ayarlanabilir.


2. Yarış Günü- Koşu Öncesi

Emanet otobüslerine ayrılan alan çok dar ayrıca çantalarını bırakmak isteyen insanlar buraya yönlendirilmek yerine 10K toplanma alanına yönlendiriliyor. Bu nedenle koşu öncesinde inanılmaz izdihamlar oluşabiliyor. Toplanan insanlar güvenlik aramasından ya da doğru kategoride koşup koşmadığına bakılmadan içeri alınıyor. Bizzat yaşadığım olay ise 42K için gelen yabancı misafirlerin yanlış yönlendirilip 10K toplanma alanına gelmesiydi. Yani burada yabancı dil bilen personel eksikliğinin de olduğunu düşünüyorum. 


3. Yarış Günü- Boğaziçi Köprüsü

Önceki bölümde bahsettiğim güvenlik ve kontrol olayının olmaması, 10K koşucuları köprü üzerinde iken büyük bir problem oluşturuyor. Kayıt olmamış ve numarasız insanlar köprü üzerinde durup fotoğraf çekmeye başlıyor ve bu koşunun aksamasına yol açıyor.  Tempo yakalamış ya da hedef pace ile koşmaya başlamışken önünüzdeki kişinin telefonu ile uğraşmak için durması gerçekten sinirleri bozan bir hareket.

4. Yarış Günü- Bitiş Çizgisi

Bu sene 10K bitişinde yer alan sporcu alanı geçen seneye nazaran fazlasıyla boştu.  Geçtiğimiz senelerde ikramların daha fazla olduğunu ve alanın daha eğlenceli olduğunu belirtmek isterim.

Yukarıda yazdıklarım haricinde bir diğer önemli konu ise bazı koşucuların su istasyonlarında yaptığı saçmalıklar. Aldığı sudan bir yudum alıp kalanını yere döken insanlar(!) vardı.  Bu kişiler, insanların kayabileceğini, sakatlanabileceği riskini hesap edemiyorlar sanırım.

Güzel Kısımlara Gelelim


1. Forma ve Madalyalar

40.Yıla özel yapılan formaları çok beğendim. Geçtiğimiz yıllarda Nike ile yapılan forma anlaşması görünüşe göre artık Adidas ile devam edecek. Ayrıca madalyalar da gayet güzel olmuş. 


2. Destekçiler

Bu sene ilk defa Barbaros Bulvarından Galata Köprüsü’ne kadar bitmek bilmeyen bir topluluk desteğine şahit oldum.  İnsanların ve derneklerin bu organizasyona her geçen gün ilgisinin arttığını görebiliyoruz.  


3. Dj Performansları ve Hoparlörler

Birçok noktada dj performanslarına şahit oldum.  Önceki  koşularda gördüğümü hatırlamıyorum. Ayrıca Dolmabahçe tarafında hoparlörler ile alkış sesleri vb. desteklerin verildiğini gördüm. İlk başta komik geldi ancak yerinde ve güzel düşünülmüş bir şey olduğunu belirtmeliyim. 

Bir Sonuca Varacak Olursak..


Türkiye’nin en büyük spor organizasyonu 40. yılını büyük bir katılım ile tamamladı. Benim de gördüğüm üzere bir çok ülkeden(rekor kırılmış olabilir) yabancı koşucular katıldı. Önceki yıllara benzer olumsuzluklar yaşanmasına rağmen  bu sene güzel gelişmeler de gördük. İstanbulluların bu organizasyona daha çok sahip çıkmasını bekliyorum. Çünkü şehirle bütünleşebildiğimiz, şehri birkaç saatliğine arabalardan arındırdığımız tek gün bugün. Kendi açımdan bakacak olursak Nisan ayında yapılacak Yarı Maratona katılmayı ve gelecek yıl 15K kategorisinde koşmayı kendime hedef olarak belirledim.  Yazdıklarım bu eşsiz organizasyonu katkı sağlayabilecek ve yeni katılımcılar sağlayabilecek ise ne mutlu bana.  🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir